Eski İngiltere Başbakanı Truss: Dünyanın Amerika’nın liderliğine ihtiyacı var

ABD’li gazete The Wall Street Journal’a (WSJ) açıklamalarda bulunan Truss, dünyanın ABD’nin liderliğine ihtiyacı olduğunu iddia ederken, “ABD, bize karşı kullanılabilecek teknoloji veya malları ihraç etmememizi sağlayarak bir kez daha özgür dünyaya liderlik etmelidir” ifadelerini kullandı.

Gazeteye yazdığı makalesinde, aynı zamanda bir sonraki ABD Başkanının Cumhuriyetçi olmasını umduğunu da ifade eden Truss’a göre, ülkenin muhafazakarlar tarafından yönetilmesi gerekiyor.

Daha önce Filistin Hamas hareketinin İsrail’e saldırısı, ABD ve müttefiklerinin hegemonyasının sona ermesiyle ilişkilendirilmişti.

Ululslararası haber ajansı Bloomberg köşe yazarı Hal Brands, Ortadoğu’daki çatışmaların tırmanmasının küresel güvenlik krizinin derinleştiğine işaret etiğine dikkat etmişti.

Yakın zamanda Cumhuriyetçi liderlerle görüşecek Truss, Wall Street’teki makalesinde şunları yazdı:

“Birçoğumuzun hatırlayabildiği kadarıyla ABD özgür dünyaya öncülük etti. Örneğin Soğuk Savaş sırasında, Sovyetler Birliği’nden gelen komünist tehdidi başarıyla savuşturan Amerikan gücüydü. İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher’la birlikte çalışan Başkan Ronald Reagan, gözü kara davranarak Sovyetler Birliği’ni ‘şeytani bir imparatorluk’ olarak nitelendirmişti.
Dünya bugün bu şekilde daha fazla Amerikan liderliğinin yararını görecektir. Umarım 2024’te Beyaz Saray’a bir Cumhuriyetçi döner. ABD’de bir kez daha düşman rejimlerin şeytani olduğunu ve tehdit teşkil ettiğini açıkça söyleyecek kadar cesur bir muhafazakar liderlik olmalı.”

Truss, Rus bölgesi Rostov’u Ukrayna toprağı sanmıştı

Geçtiğimiz yılın şubat ayı başlarında askeri operasyon öncesi Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile başkent Moskova’da görüşen o dönemin İngiltere Dışişleri Bakanı Liz Truss, Rus birliklerinin Ukrayna’dan çekilmesi gerektiğini söylemişti.

Lavrov, Rus birliklerinin Ukrayna sınırına yakın Rus bölgelerinde olduğunu vurgulayarak, “Rusya’nın toprakları olan Rostov ve Voronej bölgelerindeki egemenliğini tanıyorsunuz, değil mi?” sorusunu yöneltmişti.

Bu bölgelerin Ukrayna’ya ait olduğunu sanan Truss, “İngiltere, Rusya’nın bu bölgelerdeki egemenliğini hiçbir zaman tanımıyor” karşılığını vererek büyük bir gafa imza attı.

Görüşmede yer alan İngiltere’nin Rusya Büyükelçisi Deborah Bronnert’in Truss’ı hemen düzelterek söz konusu bölgelerin Rusya toprağı olduğunu söylediğini anlattı.

Bu yılın mart ayında konuşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya’ya karşı yaptırım uygulayan ve Rusya karşıtı politikayı benimseyenlerin o ülkelerin Rusya’yı sevmeyen siyasi elitleri veya yöneticileri olduğunu vurgularken, “Dünyanın birçok ülkesinde elitlerin kontrolü altındaki siyasi sistemler, eğitim düzeyi ve genel kültürü oldukça düşük olan kitleleri yönlendirebiliyor. Bu kitleler bazen ne söylediklerini ve yaptıklarını anlayamayabiliyor. Ancak bildiğiniz gibi sonuç ortada. Bu eylemleri kendi halklarına ve ekonomisine zarar veriyor” ifadelerini kullanmıştı.

Rusya’yı ‘stratejik yenilgiye uğratma’ amacıyla Ukrayna’ya verdiği desteğin yanında, büyüme verileri küresel ekonomiyi etkileyecek kadar devleşen Çin ile de rekabete giren ABD, son günlerde Joe Biden başkanlığının en karmaşık krizlerinden biri haline gelen Filistin-İsrail çatışması sonrası özellikle Ortadoğu’daki nüfuzunu kaybediyor.

ABD kaybettikçe Avrupa batıyor mu?

Kaybettiği gücü bölgesel gerilim yaratarak kazanmaya çalışan ABD, Avrupa Birliği’ni de yarattığı krize sürüklerken, ABD’li diplomatların, ‘Beyaz Saray’ın, İsrail’in Gazze harekatına verdiği aktif desteği nedeniyle Arap dünyasının güvenini kaybettiği’ itirafı da bunu kanıtlıyor.

Arap dünyasının, ABD’nin İsrail’e aktif desteği, olası savaş suçu olarak gördükleri maddi ve ahlaki suç olarak değerlendirildiği kaydediliyor.

Batı’nın güç kaybettiğini doğrulayan Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, AB büyükelçilerinin yıllık konferansının açılış konuşmasında, “Ortadoğu’da devam eden trajedi, kolektif siyasi ve ahlaki başarısızlığın sonucudur” ifadelerini kullanırken, “Hem İsrail hem de Filistin halkı, bu başarısızlığın ağır bedelini ödüyor ve daha fazla ödemeye devam edecek” diye eklemişti.

NBC News, Ortadoğu’daki savaş, Washington’un bu konudaki tutumu ve İsrail’e destek nedeniyle ABD Başkanı Biden’ın reytinglerinde rekor düşüş yaşandığını bildirirken, Arap ülkeleri liderlerinin sözlerine ve analistlere atıfta bulunan The Washington Post (WP) gazetesi, Beyaz Saray’ın Filistin-İsrail çatışmasına ilişkin politikasının, ABD’nin Ortadoğu ve uluslararası arenadaki konumunu zayıflatma tehlikesi taşıdığını yazdı.


Posted

in

by

Comments

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *