SES Partisi Genel Başkanı Bilgen: Altılı Masa topluma güven vermiyor

Radyo Sputnik’te yayınlanan İsmet Özçelik’le Ankara Farkı programına SES Partisi Genel Başkanı Ayhan Bilgen konuk olarak katıldı. Bilgen programda, SES Partisi’nin seçimlerde nasıl hareket edeceğine yönelik bilgi paylaştı ve mevcut ittifaklar hakkında değerlendirmelerde bulundu.

‘Temel sorunlar halının altına süpürülmemeli’

Ekonomi politikası ve dış politika hedefleri netlik kazanmadıkça diğer konularda verilen vaatlerin havada kaldığını öne süren Bilgen, temel sorunların göz ardı edilmeyip yüzleşilmesi gerektiğini belirtti. Bilgen, şunları kaydetti:

6’lı masadaki partilerin temel politikaları tartışmaktan kaçındıklarını düşünüyorum. Ekonomi politikasında ve dış politikada netleşmedikçe diğer söylediğiniz lafların hepsi havada kalır. Şimdiye kadar yapılan yanışlarla ya yüzleşeceksiniz ya da şimdiye kadar yapılanlar doğruydu diyeceksiniz. Doğruysa; siz alternatif değilsiniz. Kusura bakmayın. Ekonomi politikaları yanlış deseniz oradaki partilerden birisi gocunuyor. Suriye politikası ile ilgili bir eleştiri yapsanız birisini yıpratmış oluyorsunuz. O zaman ne olacak? Buradan ülke yönetimi çıkaramazsınız. Daha dış politikada ve ekonomi politikasında ortak, net bir tutum ortaya koyamazsanız yarın kazansanız bile ülkeyi nasıl yöneteceksiniz? Herkes kendi yaptığını mutlak doğru olarak tarif edecek ama birlikte resim vereceksiniz. Bu toplumda da güven oluşturmaz bir kere. Yani insanlar haklı olarak derler ki; ‘Bunlar en kritik anlarda, bir kriz ile karşılaştığımızda bırakın yanlış, doğru kararı; karar alamazlar’ Yani ben burada bir yöntem yanlışı olduğu kanaatindeyim. Temel sorunların halının altına süpürülmek yerine yüzleşilmesi gerekir.”

‘Tencere dibin kara’ muhalefeti çözüm değil’

Yalnızca iç çekişmeler üzerinden yapılan muhalefetin Türkiye’ye bir yarar sağlamayacağını, aksine olumsuz yansımaları olacağını dile getiren Bilgen, şu açıklamaları yaptı:

“Türkiye’de siyaset ne yazık ki fazla iç çekişmelere, küçük kişisel rekabetlere, partiler arası polemiğe fazla odaklanmış durumda. Hem ekonomi politik hem savaş stratejileri, güç dengeleri bütün bunları görmezden gelip içeride ‘tencere dibin kara’ siyaseti yapmak bizce muhalefet değildir. Türkiye’ye bir katkısı da olmuyor bunun. Tabii ki herkes kendi önerisini; özellikle de dış politikada, ekonomi politikasında ortaya koyar toplum neyi istiyorsa onu tercih eder. Ama bizde ilginç şekilde siyasi partiler seçime gidiyorlar dış politika ile ilgili, ekonomi politikası ile ilgili cümle kurmuyorlar. Sadece ‘sen bana böyle dedin ben sana bunu diyorum’ modunda bir siyaset bu ülkeye büyük bir kötülüktür.”

‘Gemi batınca hangi kamarada olduğunuz önem taşımıyor’

Parti olarak iddialarının kimlik ve inanç siyaseti yapmak değil, Türkiye’nin çıkarına yönelik bir siyaset konsepti inşa etmek olduğunu vurgulayan Bilgen, şöyle devam etti:

“Bizim siyasetteki derdimiz kişisel olarak birinin koltuktan devrilmesi, ayağının tökezleyip düşmesi, onun yerine bizim oturmamız olamaz ki. Gemi battıktan sonra ben hangi kamaradayım, hangi kattayım çok da önemli değil. Burada önemli olan birlikte bugünkü küresel krizleri okuyup bu coğrafyayı bir sömürgenin pozisyonuna düşürmeden bu ülkede yaşayan insanların çıkarlarını koruyacak bir siyaset konseptini inşa etmektir. Bizim iddiamız Türkiye’de kimlik, inançlar üzerinden siyaset yapmayıp Türkiye’nin aslında geçmişten devraldığı kavgaları değil, dünyanın yarınlarda nereye verildiğini görüp ya da Türkiye’ye yönelik tehdidi, bütün insanlığa dönük riskleri görüp bunlar karşısında nasıl bir siyaset konsepti inşa etmeliyiz? Bunun tartışmasını yapmak.”

‘Ukrayna yem olarak bölgesel savaşın aracı haline getirildi’

Ukrayna’nın bir irade tarafından yem haline getirildiği ve Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ABD ziyaretinde kullandığı ‘Rusya-Ukrayna savaşında Ukrayna’nın yanında yer almamız gerektiğini düşünüyoruz’ ifadesinin yanlış olduğu yönünde görüş belirten Bilgen, “İki ülke savaşırken birinden yana saf tuttuğunuzda bunun dünya politikasında bir okuması var. Ben Ukrayna’nın adeta bir yem gibi bölgesel savaşın aracı haline getirildiğini düşünenlerdenim. Orada savaş ortamı kuruldu. Şimdi Ukraynalılar başladıkları savaşı bitiremiyorlar. Bitirmek isteseniz de bitirilmesine izin vermeyen bir irade var. Biz bunu İran-Irak savaşında gördük. Bunların arkasında ciddi ekonomik çıkar hesaplarının olduğunu görüyorsunuz. Bir siyasetçi Türkiye’de ülke yönetimine dair en kritik pozisyonda olacak ve Ukrayna-Rusya savaşı ile ilgili kuracağı ilk cümle bu olacak. Bu doğal olarak sizin söylediğiniz ‘seçimlere müdahale mi var?’ tartışmasını beraberinde getirir” dedi.

‘NATO Türkiye’nin çıkarı için genişlemiyor’

Türkiye’nin denge politikası yürütmesi ve çatışmalarda ‘kurşun asker’ pozisyonunu getirecek yaklaşımlardan uzak durması gerektiğini savunan Bilgen, şöyle konuştu:

NATO’nun genişleme konseptinin bizim için ifade ettiği anlam ne olabilir? Bizim için mi genişliyor? Bizim burada bir yararımız var mı? Yoksa tam tersine çatışma alanının tam ortasında iki büyük devletin çatışma platformunda kalmak bize ne kazandırır? Ben Türkiye’nin önümüzdeki dönemde de bu anlamda Türkiye’ye hazır asker rolü yüklemek isteyecek aktörlerin ucuz askeri olmamakta görmesi gerektiğini düşünüyorum. Bir denge politikasını yürütmeyi başarmak zorundayız. Bu anlamdaki çatışmalara bizi kurşun asker pozisyonuna getirecek yaklaşımlardan geri durulmalı. Bu hepimizin yararınadır. Herkesin onurudur, saygınlığıdır, özgürlüğüdür.“


Posted

in

by

Comments

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *