‘Trump ile sistemi zorladığı için uğraşıyorlar’

ABD’de 5 Kasım başkanlık seçimi yarışında Demokrat Parti’nin başkan adaylığı gelenekler icabı mevcut başken Joe Biden iken, Cumhuriyetçi Parti’deki aday adaylığı yarışı Donald Trump’ın açık ara üstünlüğünde devam ediyor. Trump, en yakın rakibi Nikki Haley’i bizzat valilik görevi yürütmüş olduğu kendi eyaleti Güney Carolina’da da yüzde 40’a yüzde 60 oranıyla yendi. Ancak Haley ısrarla yarıştan çekilmiyor.

ABD’de Trump dalgasının yükseldiği seçim sürecini derin devletin sürece olası etkilerini 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü’nden Amerika Araştırmaları Uzmanı Şanlı Bahadır Koç ile konuştuk.

‘Nikki Haley’e verilen görev Trump’ı yıpratıp puanını düşürmek’

Şanlı Bahadır Koç’a göre, Güney Carolina ön seçimlerinde Donald Trump’ın rakibi Nikki Haley’in kendi eyaletinde 20-30 puanlık bir farkla mağlup etmesi, Cumhuriyetçi Parti’de adayın kim olduğunu iyice netleştirmiş durumda. Ancak Koç, Nikki Haley’in mağlubiyetlerine rağmen yarışta kalma inadına dikkat çekti:

“Trump’a hazırlanmak gerekiyor. Kazanması garanti demiyorum ama şu anda belirgin şekilde favori. Oranları şans olarak karşılaştırırsak yüzde 60’a 40 önde diyebiliriz. Ön seçim yapılan Güney Carolina Cumhuriyetçi Parti aday adayı rakibi Nikki Haley’in eyaletiydi. Ona rağmen orada 20 puan fark attı Trump. Üstelik orada doğru dürüst bir kampanya yapmadı. Haley ise her yeri dolaştı inanılmaz paralar harcadı. Arkasında büyük para babaları var. Buna rağmen Trump kendinden emin. Rakibinin memleketinde bile kazandı.

Ama Nikki Haley çekilmiyor. Gerçi mesela Amerika’daki sağ siyasetin en büyük finansçılarından Koch Kardeşler Haley’den desteklerini çekti. Ama hala parası var Nikki Haley’in. Bir şekilde Trump’tan rahatsız olan Cumhuriyetçilerin sembolü olarak mümkün olabildiğince yarışta kalacak. Belki hani Trump’a bir şey olursa diye bekleyecek. Trump’ı yıpratacak. Ona verilen görev büyük ihtimalle bu. Trump’ın açıklarını bulmak. Cumhuriyetçilere ters gelen politikalarını vurgulamak. Trump’ı yıpratıp puanını düşürmek. Böyle düşünen bir grup destekliyor Nikki Haley’i. Ama çok büyük bir sürpriz olmazsa Trump, Cumhuriyetçilerin adayı olacak. Tabii uçağı düşer, sağlık problemi olur bilemeyiz. Hapse girse bile seçime girebiliyor biliyorsunuz.”

‘Trump’ı yargı eliyle engellerlerse o zaman Cumhuriyetçi eyaletlerde de Joe Biden engellenir’

Donald Trump hakkında 6 Ocak Kongre Baskını’na ilişkin mahkeme hükmü olmadığını hatırlatan Şanlı Bahadır Koç, davaların asıl amacının Trump’ı yıpratmak ve kararsız seçmenin oy tercihini etkilemek olduğu görüşünde. Koç, Trump’ın yargı kararıyla engellenmesi halinde Amerikan siyaset sisteminin çöküşe götürüleceğini söyledi:

“Bu bir eyaletteki Eyalet Yüksek Mahkemesi, koskoca ABD başkanlık seçimlerinde, hem de favori olan bir adayı ‘kendi kafasından’ engellerse, bunun sonu olmaz. O zaman bütün Cumhuriyetçi eyaletler de Demokrat adayları engelleyecek bir kulp bulur. O zaman Amerikan siyasi sistemi çöker. Yüksek Mahkeme de Trump’ın 6 Ocak’ta sorumlu olup olmadığıyla ilgili şahsi fikirlerle ilgilenmez. O konuda Trump aleyhine çıkmış bir mahkeme kararı yok. Trump’ın orada o adamları organize ettiğine, kışkırttığına dair kanıtlanmış bir durum yok. Oradan Trump’ı saf dışı etmeleri pek mümkün değil. Zaten 9 yargıçtan 6’sı Cumhuriyetçiler tarafından atanmış durumda Yüksek Mahkeme’nin. Oradan Trump’ı engelleyecek bir karar beklenmiyor.

Zaten bu mahkemelerin şöyle bir etkisi var. Trump’ı yıpratmak için açılan davalar, Trump seçmenini ona daha da çok bağlıyor. ‘Bu adamla bu kadar çok uğraşıyorlarsa demek ki Trump’ta iyi bir şey var’ diyorlar. Trump’ı kendi tabanında bağlılık artıyor. Ama ılımlı, Demokratlara kayabilecek Cumhuriyeçtilerde, yani yüzde 1-2 arasında soru işaretleri yaratmaları mümkün olabilir. Seçimler az farkla bitebilir.

Anketlere göre Trump, ülke genelinde 3-4 puan önde. Ek olarak delege sisteminin Cumhuriyetçileri kayıran mevcut yapısı nedeniyle Trump geride olsa bile seçimi kazanabilir. Bu hesapla Trump, 7 puan farkla önde diyebiliriz. Şunu da ekleyelim: Joe Biden, önümüzdeki aylarda birden gençleşmeyecek. Dinçlemeyecek. Zihni berraklaşmayacak. Yani zaman birçok açıdan Biden aleyhine akıyor. Bu farkın kapatılması elbette imkan dahilinde. Siyasette her şey olur. Seçime doğru oy oranları yaklaşacaktır ama Trump şu anda favori aday.”

‘Trump, sistemi zorladığı için adamla uğraşıyorlar’

Donald Trump’a mahkemelerce kesilen cezaların onu fazlasıyla rahatsız ettiği değerlendirmesinde bulunan Koç’un yorumuna göre, adalet sisteminin Trump ile sürekli uğraşması, eski başkanı en az oy aldığı siyahi seçmenlerle bile yakınlaştırma potansiyeline sahip:

“Herkes parasını önemser, Trump normalden de çok önemser. Parasını kaybetmek onun içine evlat acısı gibi oturmuştur. Fakat onu da lehine kullanıyor. Sistemin kendisine karşı olduğunu, siyaset yaptığı için para cezalarına çarptırıldığını söylüyor. Bir kısım ortadaki seçmen ve hatta Demokrat seçmen bile bunu görüyor. Trump, sistemi zorladığı için adamla uğraşıyorlar. Davaları teknik açıdan yorumlayacak uzmanlığım yok tabii. Ancak sistemi bu kadar zorlamasaydı Trump, o 350 milyon dolar cebinde kalacaktı. Birçok insan olayı böyle okuyacak. Trump daha cumartesi günü önemli bir Cumhuriyetçi Parti konferansında konuştu. ‘Siyahilerin bana olan sempatisi giderek artıyor. Çünkü onların da mahkemeyle, polisle derdi oluyor. Benimle de uğraşıyorlar. Ben de rejim muhalifiyim, adalet sistemi bana karşı’ diyor.”

‘Trump geldiğinde dış politikada farklı adımlar atabilir’

Donald Trump’ın kusurlarına rağmen söylemlerinin özellikle NATO’nun geleceği ve Avrupa güvenliği konusunda fiili etki yarattığının altını çizen Koç, Trump’ın tekrar seçilmesi durumunda Amerikan askerlerinin Suriye’den tahliyesi meselesi dahil pek çok konunun gündeme taşınacağı görüşünde:

“Trump, deli dolu tarafları olan bir adam. Cahil cühela, ırkçı yanları da var. Ama Amerikan halkına dönüp şunları diyebiliyor: ‘Sizi savaşa soktum mu? Hayır. Benim zamanımda ekonomi iyi miydi? İyiydi. Benim zamanımda dünyadaki prestijimiz daha mı iyiydi? İyiydi. Ben dinamik bir liderim, şimdiki başkan nasıl bir adam?’ O konferansta Biden ile ciddi alay etti. Dış politikaya bakarsak Trump çok okumuş bir adam değil. Arkasında ilk başkanlık döneminde hemen hemen hiçbir ekip yoktu. Bütün kusurlarına, günahlarına, saçmalıklarına rağmen içgüdüleri ile bazı şeyleri gördü. Avrupalıların kolunu bükmek gerektiğini değilse ABD askeri ve parasıyla kurulan güvenlik duvarının arkasında refah içinde yaşadıklarını söyledi. Onları zorlamak gerektiğini dile getirdi. Obama da söylüyordu ama onunki kibardı. Trump biraz da abartılı dillendirince bunu etkili oluyor. Normalde ‘Paranızı ödemezseniz Rusya’ya izin veririm size çakar’ denmez. Normalde söylenecek laf değil. Ama bu bir anda Avrupalıları zıplattı. Demek ki onların anlayacağı dil bu. Avrupalılar biliyorsunuz zirveler topluyor, entegre Avrupa savunması, silah üretimi vs. konuşuyor. Trump iktidarı paniği yaşıyorlar. Trump gibi bir deli belki ancak bunları yapabilirdi.

Bizi de ilgilendiren Ortadoğu konusunu hatırlayalım. ‘Suriye’den çekileceğim’ dedi. Tabii altında ekip de yok. Hemen Pompeo, Bolton vs. atladılar. ‘Olmaz öyle şey’ dediler, uyuttular. Çekilemediler. Ancak daha Trump gelmeden gölgesi hissedildi. Amerika, Suriye’den çekilmeyi, artık ulusal güvenlik mekanizması içinde ciddi biçimde tartışıyor. Yani Trump geldiğinde muhtemelen bu yönde adım atılabilir. Trump’tan önce bile asker çekme işlemleri başlayabilir.”

‘Tayvan konusunda Trump’ın ABD’yi Çin ile savaştıracağını düşünmüyorum’

Şanlı Bahadır Koç’un analizine göre Trump ve Biden’ın Çin politikaları çok keskin hatlarla ayrışıyor. Trump’ın kesinlikle savaş senaryolarından kaçındığını ancak gümrük vergileri yoluyla ciddi bir ticari kapışmayı tercih edeceğini vurgulayan Koç, Biden kanadının ise Tayvan üzerinden savaş senaryosunu zorlayabileceği görüşünde:

“ABD’nin önümüzdeki asırda en büyük problemi olarak Çin gösteriliyor. Çinliler nasıl görüyordur? İki boyutu var. Bir, ticaret. İki, Tayvan. Ticaret konusunda en az yüzde 10 gümrükleri arttıracak, hatta yüzde 60 rakamını bile tahvile soktu Trump ekibi. Çin’e yüzde 60 gümrük koyacak ve belki de dünya ticaret sistemini sarsacak eğer yapabilirse. Bu tabii Çin’in hoşuna gitmez. Ama Tayvan konusunda Trump’ın ABD’yi Çin ile savaştıracağını düşünmüyorum. Biden ekibi savaştırmanın da ötesinde bir şey yaptı. Pelosi gitti Tayvan’a indi. Çin’i provoke ettiler bir anlamda. Çinliler, zamanın aleyhlerine işlediğini, Amerika’nın Tayvan’ı tanıyabileceği konusunda endişeli. Belki de bir sabah ABD askerlerinin, uçaklarının, füzelerinin Tayvan’da boy göstereceğinden korkuyorlar. Ciddi bir yığınak olursa eğer Çin istemese bile, hazır olmasa bile, bedeli göze alıp düğmeye basabilir. Çin’i provoke etmeden Tayvan’ın mevcut statükosunu uzatmak, iki ülke için de en hayırlısı.

Ama Biden ve ekibi artık cahillikten mi kötülükten mi bilinmez, Tayvan’ı kısmen Ukrayna gibi kullanmak niyetinde. Trump, Tayvan için Çin ile savaşmaz. Ama Çin’e inanılmaz gümrükler koyabilir. Çin de belki bunun yaşayabileceğini fakat Tayvan’ı kaybetmesi senaryosunda yahut savaş senaryosunda gücünü kaybedebileceğinden endişeleniyor. Çin’in kabul edeceği bir pazarlık olabilir Trump’ın politikası.”

‘Trump, Netanyahu’nun kendisini Kasım Süleymani konusunda kandırdığını söylemiş’

Trump’ın başkanlık döneminde gerçekleştirdiği özel sohbetlerin de dahil edildiği İbranice baskılı bir kitaba atıf yapan Şanlı Bahadır Koç, Trump’ın Netanyahu tarafından kandırıldığını bile anlattığını aktardı. Biden yönetiminin Filistin politikasının, Demokratların kalesi olan seçmen topluluklarında bile küskünlük yarattığını anımsatan Koç, Trump’ın bu insanlardan tepki oyu alabileceği ihtimali üzerinde durdu:

“Trump’ın da başkanlık döneminde İsrail ile ilgili günahları var. Elçiliği taşıdı mesela. Hamas saldırısının temelindeki faktörlerden birisi, Arapların İsrail ile anlaşması ve Filistin’in yalnızlaşabileceği endişesiydi. Arap-İsrail normalleşmesi de büyük ölçüde Trump’ın başlattığı bir süreçti. Ama Trump şu anda Biden’ın düştüğü durum kadar aciz bir duruma düşmeyebilirdi. Trump’a kefil değilim. Trump görevden ayrıldıktan sonra İbranice çıkan bir kitapta özel sohbetlerine yer verildi. Netanyahu’nun, Kasım Süleymani suikastında kendisini kullandığını söylemiş. İstihbarat İsrail’den geliyor. İlk başta ortak operasyon planı varken Netanyahu son anda çekiliyor. ABD’yi öne atıyor. Ve Trump da ilk başta olayı tam kavrayamamış. Kullanıldığını söylüyor. Trump özel bir ortamda ‘Netanyahu’ya kalsa son Amerikan askerine kadar ABD’yi Ortadoğu’da savaştırır’ demiş. Biden mesela kullanıldığının farkında değil veya farkındaysa da bunu telaffuz edebilecek bir durumda değil. Trump bunu telaffuz edebilir ve bir ölçüde bunu politikalara da yansıtabilir. Şu durumda ben Trump’ın çıkıp daha fazla şey söyleyip, İsrail’i sınırlandırıcı şeyler yapabileceğini düşünüyorum. Tabii bunun deneyini yapamayız.

Başkan olursa neler olacak göreceğiz. Ama Trump’ta böyle bir şey var, ABD’nin süper güç olduğu vurgusu var. Clinton’ın da Netanyahu’nun ilk başbakanlık döneminde 1990’ların ikinci yarısında bir toplantıda ‘Şöyle yapacaksınız, böyle yapacaksınız’ dedini belirtip ‘Bu adamlar mı süper güç, biz mi süpergücü?’ sözleri var. Aynı şeyi bugün gizlenemez ölçekte bütün dünya kamuoyu görüyor. 30 bin insan öldü. 20 bini çocuk. 100 adama Amerika’ya girme yasağı veriyorsun. Bununla süper güçlük yaptığını düşünüyorsun. Bütün küresel güneyi kaybettin. Kendi tabanını kaybediyorsun. Michigan eyaletinde Araplar, Müslümanlar önemli bir seçmen grubu. En kritik 5-6 eyaletten biri.

Biden büyük ihtimalle kaybedecek. Ona oy vermiş, onun için çalışmış bütün Araplar ve Müslümanlar lanet ediyor. Belki gidip Trump’a oy verecekler. Normalde Trump ile çok mesafeliler. Trump, Müslümanları Amerika’ya sokmayı yasaklayacaktı neredeyse. Buna rağmen ya Trump’a oy atacaklar ya da sandığa gitmeyecekler. Demokratlar, ılımlı Yahudileri bile kaybediyor. Bunun parçası olmak istemeyen bir Yahudi grubu da var. Trump çok deli dolu olsa da bir performans ortaya koydu. Fakat esas olarak rakibi olan Biden ve sistem öyle şapşallıklar yapıyor ki adeta Trump’a çalışıyorlar.”

‘Roosevelt dışında son yüzyılda Trump’ın performansını gösteren başka bir başkan’

Trump’ın Rusya-Ukrayna meselesinde de önem taşıdığını vurgulayan Koç’a göre, Temsilciler Meclisi’nde Cumhuriyetçilerin bugün bile siyasi duruşları doğrudan etkileniyor. Koç, öte yandan vaatlerinin bir kısmını gerçekleştirmesi durumunda Trump’ın Roosevelt ile birlikte anılabilecek kadar etki potansiyeli barındırdığını ifade etti:

“Ukrayna-Rusya meselesi olur da Trump seçilirse en kritik konlardan birisi olacak. Şu anda Kongre’de Trump hem güney sınırı hem de Ukrayna’ya yardımlarla ilgili tasarıyı bloke etti. Adamlara ‘onaylamayın’ dedi. Tabii daha sistem henüz vazgeçmiş değil. O Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi liderlerine her gün psikolojik baskı yapıyorlar. ‘Ukrayna kaybederse size yazar’ diyorlar. Onlar da normalde şahin tipler. Paraları dağıtma taraftarı, Rusya düşmanı kişiler. Ama Trump hepsini belki geçici, belki bir derece kalıcı olacak şekilde hizaya getirdi. Trump’a rağmen bir şey yapmaları mümkün değil. Eğer yaparlarsa, önümüzde Temsilciler Meclisi seçimi var, iki yılda bir yapılıyor. Ve Trump, onların karşısına adaylar çıkaracak. Ödleri kopuyor şu anda. Belki Cumhuriyetçi kodamanların yüzde 20-30’luk kesimi kaldı Trump’a karşı olan. Senato’daki azınlık lideri gibi isimler. Mitch McConnell gibi… Kilit bir isim. Para babalarından parayı alıp dağıtan adam. Amerika’da biliyorsunuz siyaset parayla dönüyor. Paranın kimlere verileceğini kontrol ediyor. Para ile siyasetçiler arasındaki köprü. Ama o da bunadı iyice. Biden gibi saçmaladığı oluyor.

Esas Trump kalıcı bir şey mi, bir kerelik bir şey mi onu bilmiyoruz. Trump ölünce tekrar eski zihniyet mi gelecek? Seçilirse ne kadar performans gösterecek? Trump, belli davalara inanıyor mu yoksa sadece egosunu doyurma derdinde mi? Bu sisteme karşı üçüncü seçimi üstelik. Bence ikinci seçim Trump’ın dediği kadar değilse bile, şaibeliydi. Bunu da kazanırsa sistemi bir kez daha yenmiş olacak.

Trump bence becerebilirse, ne yapacağından bağımsız olarak, Amerika’nın en önemli 5-6 başkanından biri haline gelebilir. Roosevelt dışında sonuç ve etki bakımından son yüzyılda Trump’ın performansını gösteren başka bir başkan hatırlamıyorum. Geçen gün Washington Post’a sızdı. Trump’ın ekibi, 10 milyon civarı yasadışı göçmeni sınır dışı etmek için ayrıntılı plan yapıyor. Türkiye’de de tartışılıyor ya ‘Bu kadar adam nasıl gönderilecek’ diye… Göndereceklerini söylüyorlar. Polisin, yerel kolluğun gücünü arttırmayı ve yetkileri genişletmeyi planlıyor. Engellerle karşılaşabilirler ama bu görüntüde kalan bir şeye benzemiyor. Hazırlığı var. Bunu yapabilirse kalıcı ve önemli bir sonuç olur.”


Posted

in

by

Comments

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *